Mutluluk Arayışı

Fotoğraf: Army Amber
Fotoğraf: Army Amber

Mutluluk hakkında sayısız yazı yazılmıştır. Herkes mutluluğa “kavuşmak” için farklı tavsiyelerde bulunmuştur.

Ben de mutluluk hakkındaki yazımda “basitbirşey”ler söyleme cüretinde bulunmuştum.

Açıkçası mutluluğun bir formülü var mı bilmiyorum. Ama mutsuz hissettiğim anlarda bana yardımcı olan iki düşüncem var: 

1. Mavi gökyüzü
2. Mutluluk sınır ötesinde değildir

1. Mavi Gökyüzü:

Bu benzetmeyi meditasyon hakkındaki yazımda bahsettiğim Headspace isimli uygulamadan öğrendim.

Gökyüzünü kasvetli kara bulutların kapladığı, yağmurlu bir günde uçağa bindiğimizi düşünelim. Uçak havalanıp, yükselmeye başlıyor. Evlerin çatılarını görüyoruz. Sokaklar ıslak ve etrafa gri renk hakim olmuş. Uçak bulut seviyesine yükseliyor. Fırtınanın beşiğinden geçerken uçak bir kez daha sarsılıyor. Son bir gayretle kendini bulutların üzerine attığı anda masmavi, berrak bir gökyüzü ve içimizi ısıtan güneş neşemizi yerine getiriyor. Birkaç dakika önce yağmurlu gri şehirde içi sıkılan biz değil miydik? Oysa sıcacık güneş ve masmavi gökyüzü tüm neşesiyle her daim bu yükseklikte varlığına devam ediyormuş.

Düşüncelerimiz de; mutsuz, sinirli, stresli olduğumuz anlarda atmosferdeki kara bulutlara, fırtınalı gökyüzüne benzer.

Duygularımızı savurur, gözümüzü açıp olan biteni sakin kafayla incelememize izin vermez. Ancak aradan zaman geçtiğinde, mesela ertesi gün yaşadıklarımızı unutur, basit bir espriye kahkahalarla gülerken buluruz kendimizi.

Çünkü bu dünyadaki her şey gibi sinirli, stresli, üzgün, mutsuz halimiz de gelip geçicidir.

Bulutların üzerine çıktığımızda gördüğümüz mavi gökyüzü, sıcak güneş gibi; o sakin, mutlu ve huzurlu kişiliğimiz de olumsuz duyguların ötesinde bir yerdedir.

Bizi mutsuz hissettiren anların gelip geçici olduğunu, fabrika ayarlarımızda mutlu, huzurlu bir “ben” olduğunu bilmek zor zamanları atlatmamızda bize yardımcı olacaktır.

2. Mutluluk Sınır Ötesinde Değil:

Birçoğumuz mutluluğun bizim dışımızda, ötede bir yerde olduğunu düşünürüz. Mutluluk bir gün ulaşacağımızı düşündüğümüz ancak ne kadar uğraşırsak uğraşalım aradaki mesafeyi kapatamadığımız bir vaha gibidir.

Ne kadar düşünürsem düşüneyim, konuşursam konuşayım, yazarsam yazayım farketmiyor. İş stresi, zamanın yetmemesi, sorumluluklarımı yerine getirme çabası, ülkemizin hali, birlikte yaşadığımız insanların tavırları, hergün İstanbul trafiğinde kaybedilen saatler gibi nedenlerle kendimi mutsuz hissettiğim, mutluluğa ulaşmam için bazı koşulların yerine gelmesi gerektiğine inandığım anlar oluyor.

Trafikten kurtulmak için başka bir şehirde, kaba insanlarla muhattap olmamak için başka bir ülkede, iş stresi yaşamamak için başka bir işte çalışmam gerektiğini, hatta işler yetişmediğinde bir gün 24 saat değil de keşke 48 saat olsa diye düşündüğüm zamanlar oluyor. Peki mutlu olabilmek için illa ki yaşadığımız koşulları değiştirmek mi lazım?

İçinde bulunduğumuz şartların eskisine oranla iyiye doğru değişimi tabiki mutsuzluğumuzu bir parça olsun giderecektir. Ancak tüm bu şartları değiştirdiğimiz zaman dahi karşımıza yeni sorunların çıkacağına, farklı memnuniyetsizlikler olacağına eminim. İstersek Yeni Zellanda’ya taşınalım giden yine aynı “ben” olacak. Mutsuzluk gözlüğümüzü çıkarmadığımız sürece dünyayı aynı şekilde algılayacağız.

Başka bir yaşamı hayal ederek mutluluğa ulaşabileceğimi düşündüğüm zamanlar kendime bu düşünceyi hatırlatıyorum.

Kafa yapımızı değiştirmediğimiz sürece mutsuzluğu her zaman yanımızda taşıyacağımız için önemli olan; yaşadığımız hayatın, etrafımızdaki insanların değerini bilip tüm dikkatimizi sahip olduklarımıza verebilmektir.

BASİTBİRŞEY yazıları e-postana gelsin
Mutluluk Arayışı

Mutluluk Arayışı” üzerine 2 yorum

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir