Farkında bir Tatil

eiffel-tower-852700_1920

İlk bebeğimizin dünyaya geleceği günleri heyecanla beklerken, uykusuz gecelerden önce eşimle birlikte huzurlu ve baş başa geçirebileceğimiz bir tatil olarak beş günlüğüne Paris’e gittik.

Ancak seyahatimize başlamadan kendimize bir söz verdik: farkında bir tatil geçireceğiz

Farkındalık hakkındaki yazıma bu linkten ulaşabilirsiniz. Peki ama ‘farkında bir tatil’ ne demek? Öncelikle belirtmek isterim ki BASİTBİRŞEY bir seyahat blogu olmadığı için size Paris’le ilgili gezimizden bahsetmeyeceğim.

Bu yazıda bahsetmek istediğim tatillerimizi farkındalığımızı kullanarak nasıl daha verimli, huzurlu ve mutlu geçirebileceğimiz. 

Liste yapmayı severim. Listeler hatırlamama yardımcı olduğu gibi; söylemek istediklerimi de daha açık ve kolay anlatmama yarıyorlar. Bu nedenle farkında bir tatil önerilerimi liste yaparak anlatma yolunu seçtim:

1. Kabullenme:

Ben de çoğu insan gibi yeni bir şehir veya yeni bir ülke göreceğim için heyecanlanırım. Seyahat bloglarından, uygulamalardan en çok ziyaret edilen yerleri araştırır, gezilecek müzelerin, yemek yenecek restaurantların listesini çıkarırım.

Ne yazik ki tüm bir yılımı dünyayı gezerek geçirecek imkana sahip değilim. Eşimle birlikte Paris için yalnızca beş günlük bir zaman dilimi ayırabildik. Tabiki böylesine turistik bir şehirde yapılacakları sıralayınca yüzlerce seçenek olduğunu görüyoruz.

İşte bu nedenle farkında ve huzurlu bir tatil geçirebilmek için yapabileceğimiz bir şey var: kabullenmek. Kısıtlı bir zamana her şeyi sığdıramayacağımızı kabullenmek ve bir gün tekrar dönebileceğimizi bilmek.

Biz de beş güne herşeyi sığdıramayacağımızı kabullendikten sonra en çok ilgimizi çeken etkinlikleri seçip, diğerlerini bir sonraki ziyaretimize saklamaya karar verdik. Örnek olarak Paris deyince ilk akla gelen yerlerden olan Louvre Müzesini aceleye getirmemek adına eleyerek daha çok ilgimizi çeken ve izlenimci sanatçılara ev sahipliği yapan Orsay Müzesini gezmeye karar verdik.

2. Beş Duyu:

Farkında bir tatil için ikinci önerim ise beş duyularımızı çalıştırmak.

Yeni bir ülke, yeni bir şehir, yeni bir kültürle tanışıyoruz. Belki gideceğimiz yeri onlarca defa filmlerde, belgesellerde izledik. Şimdi ise onu tecrübe etme şansına sahip olduk. İşte bu nedenle bu tecrübeyi tüm duyularımızla yaşamalıyız.

Elimizdeki fotoğraf makinesi, telefonun ekranının arkasına saklanarak, sonra bir gün bakarız kafasıyla yüzlerce fotoğraf çekiyoruz. Fotoğraf ve video ile amatör de olsa büyük bir merakla uğraşan birisi olarak şunu öneriyorum. Vizörden önce gözlerimizi kullanarak etrafımızı keşfedelim. Manzaranın keyfine vardıktan sonra, ilgimizi çeken estetiği algıladıktan sonra fotoğraf makinemize, telefonumuza sarılalım.

Ayrıca yeni bir yeri ziyaret etmek sadece görsel bir tecrübe olmamalı. Her şehrin, ülkenin, kültürün kendine özgü kokuları ve sesleri vardır. Lokantalardan yayılan kokular, eski metroların nemli havası, şehrin gürültüsü, insanların konuştuğu yerel dillerin farklılıkları… (Bazen kendimi İstanbul’a gelmiş bir turist olarak düşünür Türkçe’nin kulağa nasıl geldiğini düşünürüm)

Kimi arkadaşlarım var değişik tatlara pek açık değillerdir. Gittikleri yerlerde Türk mutfağı veya Mc Donalds benzeri tanıdıkları yiyecekleri tercih ediyorlar. Tercihlerine saygı duyuyorum ve herkesin yemek kültürüne özel bir önem vermesini de beklemiyorum. Ama benim için yeni bir yeri keşfetmek aynı zamanda o kültürün ta
dına bakmaktır
. Tatillerimde özellikle yöreye ait yiyecekleri, turistik olmayan restaurantları bulmaya özen gösteririm.

Farkında bir tatil için etrafımızı da iyi gözlemleyebilmeliyiz. Yerel insanların davranışlarını, günlük rutinlerindeki tavırlarını izlemek insana farklı bir bakış açısı sağlayabilir. Düşünmeden kabul ettiğimiz alışkanlıklarımızı, kendi rutin hayatlarımızı sorgulayabilmemizi sağlar.

3. Yorgunluk:

Günümüz gezginlerinin kronik rahatsızlığı diyebilirim. Çoğumuz tatil bittikten sonra keşke bir kaç gün evde oturup dinlenebilsem deriz. Bence tatillerin rahatlamamız, dinlenmemiz ve motivasyonumuzu artırmamız için gerekli olan boş vaktimiz olduğunu unutmamalıyız. Tatilleri işkenceye dönüştürmeden, dinlenmeyi bilerek seyahat etmeyi deneyebiliriz. İlk adımda bahsettiğim kabullenme aşamasın
dan sonra, tatilimizin bazı zaman dilimlerini dinlenmeye ayırmayı deneyebiliriz. Tatillerimizde eşim ve ben bazı günler öğleden sonraları hiç bir şey planlamayız. Sakin bir kafeye gider, kitap okur, bir şeyler yer içer, etrafımızı izler, sohbet ederiz. Sanki yerel bir vatandaşmışçasına turist kafamızı bir kenara koyar, yavaşlığın ve anın keyfini çıkarırız.


4. Turlar:

Avrupa şehirleri ile ilgili kesinlikle önereceğim bir etkinlik de ”free walking tour”larıdır. İsmi ücretsiz olsa da aslında tur sonunda gönlünüzden kopan bahşişi verdiğiniz (genellikle 10-15 euro civarı), yaklaşık iki saat süren rehberli turlardır. Tur rehberleri tarih ve hikaye anlatımı konularında tutkulu ve genç insanlar. Anlattıkları hikayeler sayesinde tarihi mekanlara farklı bir gözle bakabiliyorsunuz. Özellikle tatilin ilk günlerinde bu turları yaparak şehir hakkında genel bir bilgi sahibi olabilirsiniz. Tur rehberlerinin önereceği restaurant, kafe ve barlar da genellikle turistik olmayan ve kaliteli seçeneklerdir. Bazen plan yapmayıp başka birisinin rehberliğinde seyahet etmek, kontrolü elde tutmak için sarfedilen enerjiye kıyasla daha huzurlu olabilir.

5. Hafif seyahat:

Minimalizmin bana ve eşime kattığı çok faydalı bir alışkanlık da hafif seyahat etmek. Etrafımda iki büyük bavul ve birer sırt çantası ile  seyahat eden çiftleri görünce onlar adına üzülüyorum (Bebek bekleyen birisi olarak çocukla seyahat eden çiftlerden bahsetmiyorum). Beş günlük Paris gezimi tek bir kabin bagajı ile yaptım. Hava alanından çıkar çıkmaz rahatça şehirde dolaşabilmenin verdiği özgürlük anlatılamaz. Hafif seyahat fikirleri hakkında internetten ve diğer bloglardan faydalı bağlantılar bulunabilir. Hala üzerinde denemeler yaptığım bir alışkanlık olduğu için detaya giremeyeceğim. Belki daha sonra ayrı bir yazı konusu olarak yazarım.

6. Minimalist Tatil:

Minimalizmin bana ve eşime kattığı diğer bir alışkanlık da tüketim anlayışımızı değiştirmesi oldu. Götürdüklerimize ilave olarak Paris gezisinden, birer kitap ile bir tane Eyfel Kulesi rozeti ile döndük. (Gittiğim yerlere ait rozetleri topladığım bir koleksiyonum var. Son zamanlarda bu koleksiyonumu da gözden geçiriyorum. Ancak halihazırda koleksiyonumdan vaz geçmek gibi bir karar vermedim)

Sonuç olarak tatillerimizi farkında, sakin, huzurlu ve minimalist geçirebileceğimizi düşünüyorum. Ve önemli olanın daha çok yeri gezmek, daha fazla aktivite yapmak, ölmeden önce yapılması gereken bilmem kaç bin şeye tik atmak olmadığını düşünüyorum. Asıl kalıcı olanın buz dolabı mıknatısları, rozetler, biblolar, bir daha bakılmayacak yüzlerce fotoğraf değil, tecrübe edilen güzel duygular ile birlikte geçirilen mutlu anılar olduğunu düşünüyorum.

BASİTBİRŞEY yazıları e-postana gelsin
Farkında bir Tatil

Farkında bir Tatil” üzerine bir yorum

  1. Züleyha dedi ki:

    Çok faydalı bir yazı oldu benim için, özellikle 3. madde (Ben de listeleyerek yazarım, böyle yazıları okuması da rahat oluyor) Züleyha

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir