Yaratıcılık İçin İlk Adım

IMG_1612Yaratıcılık konusu her zaman ilgimi çekmiştir. Ünlü ressamların, müzisyenlerin, yazarların ve bilim insanlarının yaratıcı zekalarını över, eserlerinde kullandıkları fikirlerin neden benim aklıma gelmediğini düşünürüm.

Aslında düşünecek olursak yaratıcılık sadece sanatçıların ve bilim insanlarının sahip olduğu bir yetenek değildir. Hepimizin bir birimize kıyasla farklı da olsa yaratıcılık kabiliyeti bulunur. Çünkü yaratıcılık doğa ve kendi cinsi ile mücadele halinde olan insan zekasının sahip olduğu en önemli araçtır. İnsanlık tarihi, milyon yıllar süren evrimin yavaş ve emin adımlarının aksine; yaratıcılığa sahip zekası ile nesiller boyu hızla – ve belki de kontrol dışı şekilde gelişmiş – günümüz teknolojisine, düşünce yapısına sahip olmuştur.

İşin insanlık tarihi kısmını bir kenara bırakıp daha küçük ölçekte düşünecek olursak, yaratıcı düşünme becerimizi günlük iş ve özel hayatımızda karşılaştığımız problemleri çözmede ve sanatsal üretim sürecinde kullanıyoruz.

Hepimiz duyularımızla etrafımızdaki dünyayı benzer şekilde algılarız. Yaratıcılık sayesinde ise algılarımız sonucu edindiğimiz bilgi ve tecrübelerimiz arasında farklı bağlantılar kurarak yeni fikirler elde ederiz. Aynı sonuca bir çok farklı yoldan ulaşabiliriz.

Yaratıcılığı kabaca çeşitli fikirleri kullanarak ve aralarında bağlantılar kurarak yeni fikirler elde etme kabiliyeti olarak tanımlayabiliriz.

Yaratıcılığın genel tanımını yaptıktan sonra yazımın asıl konusu olan yaratıcılık için ihtiyacımız olan ilk adıma gelebilirim.

Yeni bir fikir oluşturabilmek için ilk önce belirli bir konu hakkında düşünmemiz gerekir. Yani bir derdimiz olmalı ve bu konu hakkında kafa yormalı, zaman harcamalıyız. Mesela bu böyle olmamalı, bunun daha kolay bir yöntemi olamaz mı dediğimiz bir sorunumuz olabilir. Veya anlatmak istediğimiz bir konu vardır ve onu herkesten farklı bir şekilde estetik ve sanatsal bir ifade ile nasıl daha iyi aktarabilirimi araştırıyor olmamız gerekir.

Evet hepimizin yapması gereken bir iş, meslek, zaman ayırmamız gereken bir aile ve sorumluluklarımız var. Fakat kabul edelim ki her günün belli bir kısmını da telefon, bilgisayar ve televizyon başında sosyal medya, film, dizi veya internet sörfünde geçirebiliyoruz.

Yaptığımızın yanlış olduğunu söylemiyorum. Kafamızı yoğun iş temposundan veya sorumluluklarımızdan biraz olsun ayırabilmek için bu tür kafa yormayan, düşünme gerektirmeyen uğraşlara da ihtiyacımız olabilir.

Ancak yaratıcılığımızı ortaya çıkarmak, yeni bir fikir veya sanat değeri olan bir eser üretebilmek için  yani yaratıcılık için ihtiyacımız olan ilk adım, kendimizle baş başa kalarak düşünebileceğimiz boş vakittir.

Size oldu mu bilmiyorum ama iyi fikirler genellikle araba kullanırken, yürüyüş yaparken ya da tuvaletteyken aklıma gelmiştir. Aslında yeni fikirler yoktan var olmazlar. Bir konu hakkında derdim vardır. Sağdan soldan, internetten ya da kitaplardan bir şeyler okumuş, uzun süre kafa yormuş, ancak bir sonuca ulaşamamışımdır. Daha sonra arabaya binip trafikte beklerken, kafamda bir fikir kırıntısı oluşur. Sanki kuvvetli bir mıktanıs gibi yeni fikirleri üzerine çekerek giderek büyür. Bu düşünceler bazen kısa adımlarla, bazen de uzun ve büyük adımlarla farklı bir yolda ilerler. Yolculuğumun sonuna vardığımda kafamda, sabırsızlıkla gerçekleştirmeyi arzuladığım yeni bir fikir vardır.

Tabi ki yaratıcılığımızı ortaya çıkarmak için vaktimizi İstanbul trafiğinde heder edelim ya da kendimizi tuvalete kilitleyelim demiyorum.

Yaratıcılık için ilk adımın, düşüncelerimizle baş başa kalabileceğimiz ve dikkat dağıtıcılardan uzak boş bir vakit olduğunu tekrardan belirtmek isterim.

Yazıyı bitirmeden önce dikkat dağıtıcı konusunu biraz daha açmak isterim. Yaratıcılık için gerekli olan ortamın müziksiz, internetsiz, eşyasız boş bir oda olduğunu kastetmek istemem. Kimi insan için arkada çalan müzik, kişinin duygularına hitap ederek yaratıcılığını teşvik edebilir. Ama kimi insan için arkada çalan müzik dikkat dağıtıcı olabilir. İnternet ise farklı fikirlerden ilham almak için mükemmel bir kaynak olabilir. Fakat anlık sosyal medya, e-posta uyarıları ve konudan uzak komik kedi videoları dikkatimizi tamamen farklı bir yöne de kaydıracaktır. Ayrıca dikkat dağıtıcıları sadece dış kaynaklardan beklememeliyiz. Hiç durmadan konudan konuya atlayan ve dikkatini bir konuda toparlayamayan beynimiz en büyük dikkat dağıtıcı olabilir. Beynimizin bu özelliği zar atar gibi rastlantısal olarak yeni fikirler oluşturmamızda faydalı olabilir. Fakat önceki yazılarımda belirttiğim üzere meditasyon ile farkındalığımızı geliştirdiğimiz sürece beynimizin bu özelliğini bir konuya odaklanarak yeni fikirler oluşturmak üzere kullanmamızın daha verimli olacağını düşünüyorum.

BASİTBİRŞEY’in facebook sayfasını beğenip, paylaşarak ”minimalist, sade ve huzurlu bir hayat hakkındaki yazıları” daha fazla arkadaşımıza ulaştırabilirsiniz:

https://www.facebook.com/Basitbirseyblog/timeline

BASİTBİRŞEY yazıları e-postana gelsin
Yaratıcılık İçin İlk Adım

Yaratıcılık İçin İlk Adım” üzerine 2 yorum

  1. cesika dedi ki:

    Blogunuzu twitterımda paylaştım..okuyorum geziniyorum üye de oldum..emeğinize sağlık..
    twitterda cesikadanyel ismim..
    sevgiler

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir