Minimalist İlişkiler

293060_10151023561257745_486170349_nHayatımızda gerçekleşen iyi veya kötü hemen hemen herşeyin sorumlusu biziz. Kimimiz için kader, kimimiz için rastlantı diyelim karşımıza milyarlarca seçenek çıkıyor. Yapmış olduğumuz her bir seçimle önümüzdeki sınırsız kombinasyonların kimisi yok oluyor, kimisi yeniden şekilleniyor. Sınavdan aldığı iyi not kendi başarısı, kötü not ise öğretmeni yüzünden olduğunu iddia eden çocuklar gibi hayatta mutlu olunca kendi başarımızı taçlandırıyor, mutsuz olunca da zalim kaderimize isyan ediyoruz.

Doğduğumuz toprakları, milliyetimizi veya ailemizi seçmek bizim elimizde olmayabilir. Ancak hayatımızda yer alan insanları seçmek bizim elimizde. 

Anne, baba, evlat, eş, akraba, arkadaş farketmez; kim olursa olsun bizi mutsuz kılan o kişileri kendi hayatımıza dahil etmemek tamamiyle bizim seçimimiz.

Hepimizin hayatında bize değer veren, ilham olan, yüce şeyler yapabileceğimize inanan, destek olan, yanlışımızı gösteren, açığımızı kapatan, hatalarımızdan dolayı bizi utandırmayan, en içten şekilde iyiliğimizi isteyen insanlar vardır.

Bu insanların koşulsuz desteklerini öyle kesin bir şekilde kabul ederiz ki, başkalarına karşı gösterdiğimiz sabrı, hoşgörüyü bazen bu insanlara gösteremeyiz. Hatta kalplerini kırarız. İhtiyaç duyduğumuzda hep orada olacaklarını bildiğimizden onları ihmal eder başka insanlarla vakit geçirmeyi seçeriz.

Bazen etrafımızdaki insanlar iş yeri / okul arkadaşları gibi aynı çevreyi paylaştığımız ve en zahmetsiz şekilde arkadaşlık bağı oluşturabildiğimiz insanlar oluyor.

Ya da uzun bir zaman önce tanıştığımız ve değişimden korktuğumuz için mutsuzluğumuzu kendimize bile itiraf edemediğimiz eşimiz, kız/erkek arkadaşımız olabilir.

Belki de gelenek göreneklerimizle olan bağlarımızı kullanarak bizi maddi veya manevi olarak sömüren bir akrabamızdır.

Vakit geçirmeyi seçtiğimiz bu insanları bağımsız bir gözle sorgulayabilmeliyiz.

Bu insanlarla karakter olarak uyumlu muyuz? Birlikteliğimiz, birbirimize fayda sağlamayı bırakın mutlu, huzurlu hissetmemizi sağlıyor mu?

Belli bir kan bağı var diye, zaman geçirmişlik var diye, aynı topluluğun bir üyesi olduğu için kimsenin başkasının hayatında hak iddia etmesi, söz sahibi olduğunu düşünmesi söz konusu olamaz.

Duygularımızı kendi çıkarları uğruna kullanan bu insanlar ayırdığımız vakti gerçekten hak ediyorlar mı?

Oysa ki harcadığımız o vakti bize gerçekten değer verenlerle geçirmek daha doğru olmaz mı?

Minimalizmin; önem verdiğimiz şeylere yer ve zaman açabilmek için hayatımızdaki fazlalıklardan kurtulmak olduğundan bahsetmiştim.

Hayatımızdaki fazlalıklara, bize değer veren insanlara ayıracağımız zamanı çalan diğer ilişkilerimizi örnek verebiliriz.

Bize maddi veya manevi zararı olan ya da gerçek arkadaşlarımızla geçirebileceğimiz zamanı işgal eden ilişkilerimizi sonlandırarak gerçek arkadaşlarımıza daha fazla vakit ayırabiliriz.

Ben psikolog değilim. Ya da ilişkilerde uzman olduğumu iddia edemem. Fakat yatılı okulda okuduğum için onlarca arkadaşım oldu. Ara sıra farklı yer ve zamanlarda karşılaşıyoruz. Artık hepimizin yeni hayatları, aileleri var. Farklı yerlerde yaşadığımız için artık eski günlerdeki gibi her günümüzü bir arada geçiremiyoruz. Eski günleri yaşatmak adına herkesi bir araya getirmeye çalışmak bir yana, arayıp sormak bile bazen pek mümkün olmuyor. Eskiden, okul zamanlarında olduğu gibi görüşemiyoruz diye strese girer ve de vefasız hissederdim. Ama artık herkesin farklı bir hayatı olduğunu kabullendim. Artık herkesle yakın arkadaş olmaya, sık sık görüşmeye çalışmıyorum. İçlerinde gerçekten çok değerli insanlar var. Fakat etrafımda arkadaş olmaktan büyük keyif duyduğum, hayatıma her daim değer katan, çok değerli küçük bir arkadaş grubum ve bana her zaman destek olan, sevgi dolu bir ailem var. Bu özel insanlara ayırmam gereken zaman ve ilgiyi paylaşmaya da hiç niyetim yok.

Minimalist ilişkiler hakkında bir yazı yazmam konusunda beni cesaretlendiren Ensar’a teşekkür ederim.

BASİTBİRŞEY yazıları e-postana gelsin
Minimalist İlişkiler

Minimalist İlişkiler” üzerine 2 yorum

  1. Nihan dedi ki:

    Merhaba Sitenizi yeni keşfettim. 1 yıl önce minimalizm ile ilgilenmeye başladığımda karşıma sadece yabancı kaynaklar çıkmıştı. Minimalizm ile ilgili Türkçe içerik bulduğuma cidden çok sevindim 🙂

    Ben bir süredir bu konuyu okuyorum ve içselleştirmeye çalışıyorum. Kontrolsüzce satın aldığımı fark ettiğimde 1 aylık bir ‘buying freeze’ e girdim ve o günden sonra artık çok daha düşünerek ve bilinçli satın alıyorum. Ama evdeki eşyaları hafifletme konusunda çok ilerleyemedim henüz. Çok kendime güvenemiyorum bu konuda. Birden bire keskin bir geçiş mi yapmalı yoksa hayatın karar veremiyorum. Ya da karar verememeyi bahane ediyorum 🙂

    İlişki minimalizmini hiç düşünmemiştim, bu yazı süper oldu. İlk yalınlaştırılması gereken aslında.

    1. Merhabalar Nihan Hanım. Kusura bakmayın yorumunuzu gördüm ancak cevap biraz geç yazabildim. Güzel yorumlarınız için çok teşekkür ederim. Evdeki eşyaları hafifletme konusunda da herkese göre farklı yöntemler olduğunu söyleyebilirim. Mesela ben tek bir çekmece, tek bir dolap ile başlayıp uzun bir zamana yaymayı tercih ederken kimisi bir defada bitirmeden yana. Belki görmüşsünüzdür ama aşağıdaki videoyu tavsiye edebilirim:
      https://www.youtube.com/watch?v=GgBpyNsS-jU

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir