Heyecan mı? Tutku mu?

IMG_4639Görsel bombardıman altındayız.

Bir ürünün logosunun, adının, reklamının kirletmediği yer kalmadı.

Televizyon, bilgisayar, telefon, radyo, gazete, dergi, kıyafetlerimiz, yiyecek paketleri gibi çeşitli şekillerde özel hayatımıza ve mahremimiz olan evlerimize izinsiz bir şekilde giriyorlar. Görüş alanımızı, bilinç altımızı meşgul ediyorlar.

Televizyon, yazılı ve sosyal medya, afişler ve panolarda karşımıza çıkan reklamların anlattıkları tek bir şey var: Sattığımız bu ürünü aldığınızda hayatlarınız çok daha güzel, eğlenceli, heyecanlı, mutlu ve çekici olacak.

Reklam kültürünü öyle bir özümsedik ki, kendi hayatlarımızı da reklamlar gibi başkalarına sunuyoruz. Sosyal medya gönderileri ile hayatlarımızın ne kadar ilgi çekici olduğunu ispat etmeye çabalıyoruz. 

Önlenemez reklamlar ve sosyal medya gönderileri yağmurunda ilgimizi çeken bir çok ürün ve faaliyet de illa karşımıza çıkıyor.

Motosiklet kullanmak, dansa başlamak, programlama öğrenmek, en son sürüm cep telefonuna sahip olmak, ünlü bir markanın deri ceketini almak gibi anlık heyecanlar hissediyoruz. Bu anlık heyecanlarımıza, sanki hayatımızda elde etmek istediğimiz en önemli şeymiş gibi kapılıyoruz.

Fakat bu isteklerimizi elde ettiğimizde ya da uzun soluklu kurs gibi bir faaliyete başladığımızda işin boyutu değişiyor. Aldığımız kıyafetler bir kaç kullanımdan sonra dolaptaki yerini alıyor, altı ay sonra telefonumuzun yeni sürümü çıkıyor, kurs gibi faaliyetlerde de motivasyonumuz düşüp, kaytarmalar başlıyor.

Eskiden beri bu tarz aşermelerin kurbanı oldum.

Fakat farkındalığımı geliştirdikçe ve minimalist anlayışı benimsedikten sonra hayatımda nelerin önemli ve kalıcı, nelerin gelip geçici olduğunu anlamaya başladım.

Mesela yeni bir uğraşa merak salıyorum ama aradan zaman geçtikçe ilgimin azaldığını görüyor, üzerine düşünmediğimi farkediyorum. Ya da satın aldığım bir ürünün kargoyla yurt dışından gelmesi için 15 gün bekledikten sonra ilk günkü heyecanımın kaybolduğunu görüyorum.

İşte bu tür uğraş ve hayaller gelip geçici heyecanlar ve aşermelerdir. Tutkuyla bağlı olduklarım ise, farkında olmasam dahi hakkında bir şeyler araştırdığım, okuduğum, ürettiğim, kafa yorduğum, kendimi geliştirmeye çabaladığım ve zamanımı harcadığım şeyler.

Farkındalık ve minimalizm sayesinde hissettiğim anlık heyecanlar, merak saldığım yeni uğraşlar ve kurduğum hayalleri hayatımda gerçekten önem verdiğim şeylerden ayırabiliyorum. Reklam ve sosyal medya bombardımanlarından kendimi biraz olsun koruyabiliyorum.

Siz de hayatınızda minimalizm benimseyerek, önem verdiğiniz şeyleri farkındalıkla değerlendirebilirseniz anlık heyecanlarınızı, hayat boyu sürecek olan tutkularınızdan ayırt edebilirsiniz. Daha fazla bilgi için farkındalık ve minimalizm hakkındaki yazılarıma göz atabilirsiniz.

BASİTBİRŞEY yazıları e-postana gelsin
Heyecan mı? Tutku mu?

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir