Nefes

Doğduğum andan itibaren sürekli nefes alıp vermiş olmama rağmen ‘‘nasıl’’ nefes alıp verdiğimi farketmem çok kısa zaman öncesine dayanıyor.

İş ve özel hayatımın stresli olduğu bir dönemde oturduğum yerde nefes nefese kaldığımı, geceleri dişlerimi sıktığım için çenemin ağrıdığını farketmemle hayatımda bazı şeyleri değiştirmenin vaktinin geldiğini anladım. 

Meditasyon ile tanışmam:

Stresle mücadele etme yöntemleri hakkında internette yaptığım araştırmalarda karşıma ‘‘meditasyon’’un faydaları çıktı. Şüpheci karekterimden dolayı ilk başlarda ön yargıyla yaklaştığım meditasyon yöntemini www.ted.com adlı internet sitesinde Andy Puddicombe’den dinlediğim zaman, meditasyon yapmaya karar verdim. Andy’nin ‘‘Headspace’’ isimli meditasyon uygulamasını telefonuma indirerek yaklaşık bir sene önce denemelere başladım.

Bu yazının konusu ‘‘nefes’’ olduğu için ‘‘meditasyon’’ ile ilgili düşüncelerimi başka bir yazıda ele alacağım. Bu yazıda asıl belirtmek istediğim, meditasyon esnasında nefes alıp verişimi farketmeye başlamamla birlikte hayatımın olumlu yönde değişmeye başlaması ve yaşadığım tecrübedir.

Nefes diye bir araç:

‘‘Nefes’’i kutsallaştırmak, ona ruhani bir anlam vermek niyetinde değilim. Biyolojik nedenlerle yaşamımızı devam ettirebilmek için nefes alıp veriyoruz. Fakat elimizde başka amaçlar için de kullanabileceğimiz kusursuz bir araç var. Şarjı hiç bir zaman bitmeyen, bozulup bizi yarı yolda bırakmayan, her zaman yanımızda taşıdığımız ve istediğimiz zaman arka plana atabileceğimiz, sessiz bir araç.

Peki ben bu aracı, yani nefesimi nasıl mı kullanıyorum?

  • Stresli hissettiğim durumlarda bir iki dakika için yaptığım ne varsa bırakıyorum ve nefesimi izliyorum. Ön plana çıkarak beni strese sokan kaygılarımın küçüldüğünü, paramparça etrafa dağılmış düşüncelerimin bir araya geldiğini ve azalan öz güvenimin tekrar eski haline döndüğünü farkediyorum.
  • Sevdiğim insanlarla keyifli bir vakit mi geçiriyorum. Nefesimi izlerken, karşımdakinin sesini, yüzünü, neşesini, sevgisini hissediyorum ona tüm dikkatimi veriyorum.
  • İşe gitmek için otobüse mi bindim. Hemen elime telefonu alıp canımı sıkan haberler ve bir biri ardına hızla geçtiğim sosyal medya gönderilerine bakarak sabahın köründe aklımı bulandırmıyorum. Nefesimi izliyorum, yeni bir günün tazeliğini hissediyorum, enerjimi ve dikkatimi gün içinde yapacağım önemli işler için saklıyorum.
  • Sıcak, rahatlatıcı bir duş mu alıyorum. Duştan sonra yapacaklarımı, bugün kime hangi e-postayı atmam gerektiğini, iş hakkında kimlerle hangi koordineleri kurmam gerektiğini düşünmüyorum. Nefesimi izliyorum, suyun ısısını, kesenin vücuduma yaptığı masajı hissediyorum ve bu on dakikanın sonuna kadar keyfini çıkarıyorum.
  • Akşam üzeri sahil yolunda koşuya mı çıktım. Nefes alıp verişimi izliyorum; nasıl da az önce rahattı ama tempoyu arttırmamla hızlandığını farkediyorum, serin havanın burun deliklerimden girip göğsümü doldurmasını hissediyorum. Spor yapmaktan daha fazla keyif alıyorum.

Daha önce bahsettim, benim için nefes alıp vermenin kutsal veya ruhani bir amacı yoktur. Nefes alıp vermek; hayatın her anında farkında olmam, anın keyfini yaşamam ve stresten uzak, huzurlu bir hayat sürmem için kullandığım bir araçtır.

BASİTBİRŞEY yazıları e-postana gelsin
Nefes

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir